Search


Ana Menü
Anasayfa
Çocuk Tiyatrosu
Salon Oyunları
Sokak Tiyatrosu
Forum tiyatro
Drama
Tarihimiz
Özgür Kürsü
Festivaller
Yayınlarımız
Haberler
Linkler
İletişim
Arama
Haber Başlıkları
Basından
tv ve sinema
laz marks mayıs
laz marks yargılanıyor






Anasayfa arrow Özgür Kürsü arrow Serbest Kürsü arrow Şerif ŞAHİNER

Şerif ŞAHİNER PDF Yazdır E-mail
Yazar Administrator   
Çarşamba, 30 Kasım 2005

VİRANŞEHİR FESTİVALİ



Dünyanın tüm çocukları güzeldir. Güzellik görecelidir, nereden ve nasıl baktığına bağlı olarak...


 


 

Gitmezseniz, görmezseniz o köy sizin köyünüz olmuyor. Sözcükler şarkılarda takılı kalıyor. Ekim 2004...Viranşehir Festivalindeyiz.O yıl ilk kez yapılıyor Viranşehir festivali...İlkler her zaman farklı, aksak, eksik olur. Sonradan durulur, kendini bulur ve tamamlanır.


 


 

Sıcacık karşılandık, doğunun kendine has misafirperverliğiyle... Festivale çocuk oyunuyla katıldık, bu yüzden “çocuk”la ilgili olacak anlatacaklarım...


 


 

Açık havada, parklarda oynamak ve çıtalı şeytan uçurtmaları yapmak, çocuklara yaptırmaktı amacımız. İlk gün bunun mümkün olmadığını ve yalnızca oyunumuzu oynayabileceğimizi  gördük. İkinci gün edindiğimiz tecrübelerle daha hazırlıklıydık.Uçurtmaları salonda yapıp, orada dağıtacaktık fakat rüzgarın “r”sinden eser yoktu, uçuramadık. Rengarenk, çıtalı şeytan uçurtmalarını çocuklara dağıtılması için görevlilere verdik.


 


 

Uçurtma yapmayı öğretecektik çocuklara, oyun oynamayı öğretecektik; İzin vermediler. Kendilerine çocukmuş, insan yavrusuymuş gibi davranan yabancıları garipsediler. İşin garibi, gerçekten de öyleydik. Çünkü şarkı sözlerinde takılı kalmıştı ülke sevgisi. Buraları gelip görmezseniz, sahiplenemezsiniz, sevemezsiniz. Onlar, park bekçisinin kaba saba davranışlarına, elindeki sopanın acımasızlığına ve acısına alışmışlardı. Ama şuna inanıyorum ki, onlar da alışacak, öğrenecekler oyun oynamayı, birbirlerini incitmemeyi. Burada gerçekten şartlar ağır ve yaşam acımasız. Tüm bunlara rağmen onlar çocuk ve çabucak kavrar, öğrenirler. İyi ve kötü arasındaki ayırımı hesapsız yapar ve elbette iyiye güzele sarılırlar.


 


 

Bu zorlu sürecin çocuklarından seneye daha düzenli, daha tertipli, daha tanıdık olarak yeniden buluşacağımıza inanarak ayrılıyoruz.


 


 

“Birşey paylaşınca güzelse, bu kavga bu savaş koşar adım adım güzelliklere”...


 


 

 5 EKİM 2004


 

Şerif ŞAHİNER


 

 Meçhulün Faili adlı oyunla ilişkin düşüncelerim...                             

İKTİDAR KORKUSU



 


 

“İktidar erk’inin en etkili aygıtıdır korku...İktidarı ele geçiren diğerini korkutarak sindirir.Bu sonuç, tüm iktidarlar için geçerlidir.İktidar üretiminde, standart aşınma payı olarak kullanılır insanlık”


 


 

Eğer bu söylemleri kabul edersek; İnsana karşı insan, korkunç bir korkutma aracı olarak kullanılır. Savaşlar, darbeler, çıkar amaçlı kullanılan failler, kaybolan meçhuller... Bunların sonuçları o kadar korkunçtur ki, yaşayan ve insan olan korkar. Bunu yapan, yapanı kullanan insan mıdır? Bunun cevabını vermek ya da bu soruyu sormak, insan olmak ve insan kalmak adına zorunluluktur. İnsan olarak manevi değerlerimiz çalındı, yok edildi, bizim olana yabancı olduk. Evet korkuyorduk....”Hala korkuyor muyuz?”ve “Böyle yaşamaya devam edecek miyiz” sorularını kendimizle çözmek gerek.İnsan olmanın onuru, onurlu yaşamanın gururuyla gidenler ve kalanlar adına yaptık bu oyunu. Kalanlardaki bu direnç gidenlerden kalan mirastır. Ne yazık ki bu da kolay kazanılmıyor. Çünkü bu mirasın hiçbir iktidar erk’inde görülen bir değeri yok.


 


 

İyi Seyirler...


 


 

Şerif ŞAHİNER

Ekim 2004


Son Yenileme ( Çarşamba, 30 Kasım 2005 )
< Önceki   Sonraki >