Search


Ana Menü
Anasayfa
Çocuk Tiyatrosu
Salon Oyunları
Sokak Tiyatrosu
Forum tiyatro
Drama
Tarihimiz
Özgür Kürsü
Festivaller
Yayınlarımız
Haberler
Linkler
İletişim
Arama
Haber Başlıkları
Basından
tv ve sinema
laz marks mayıs
laz marks yargılanıyor






Anasayfa arrow Özgür Kürsü arrow Serbest Kürsü arrow laz marks mayıs

laz marks mayıs PDF Yazdır E-mail
Yazar Administrator   
Pazartesi, 29 Haziran 2009

“Laz Marks” Emice’nin Hayaleti Dolaşmaya Devam Ediyor!

Ege ve İstanbul’daki gösterimler hızla devam ediyor. Muğla, Yatağan, Bodrum, Milas, Didim ve Kuşadası turnesinden sonra, Bakırköy, Kadıköy ve Ümraniye de sunumlar yapıldı. Haydarpaşa garında “şarlo” dergisinin galasında kısa bir bölüm sunumu ve ikinci Bursa turnesiyle “Laz Marks”  sunumu 34. gösterimle 6.000 katılımcıya ulaşılmıştır.
Canşenliği Oyuncuları ve Leman grubu ortak bir projede buluştu. Bu buluşma aynı zamanda 78 ile 88 kuşağını birleştirdi, kuşaklar arası köprüleri kurdu. Birilerini rahatsız edecek (eden), egemenleri korkutacak bir köprü…
Kasım ayında çalışmalarına başladığımız ve ocak ayında hayata geçirdiğimiz Laz Marks, çok büyük bir ses getirdi. Canşenliği Oyuncuları’nın Newroz (1991) çıkışı kadar etkili oldu. Altı bin katılımcı,  belki futbol camiası için hiçbir önemi olmayabilir ama bu sayı tiyatro seyircileri için önemlidir.
Bu çıkışın gittikçe büyüyen bir Karadeniz dalgasına dönüşmesi gerekiyor.
Ocak ayında başladığımız gösterimlerin bu kadar hızlı hatta daha hızlı gelişeceğini biliyorduk. Ancak bu kadar çabuk engellenebileceğimizi bilmiyorduk. Şimdi yaşanan Anadolu kökenli, Karadenizli “Laz Marks” emicenin önüne Avrupa’dan ithal edilmiş “çakma Marks”ı çıkarmalarıdır.
Bu topraklarda, solcular yıllarca Avrupa merkeziyetçi bakışla hayata ve mücadeleye baktı. Köksüz ve mesnetsiz bir devrimci mücadele sürecinin sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Solun, solcuların “az” olmaları ve toplumu, giderek hayatı belirleyememe durumunda kalmaları da bence bu nedenledir.
Yeni bir dalga geliyor (Ergenekon dalgası değil ama); sınıfı ve ezilenleri sokağa dökecek. Bunu sistemde, bizde görüyoruz. Sorun, bugün sokağı kimin belirleyeceğidir. Burada devrimcilere ve sanatçılara önemli bir görev düşüyor. Ustaların dediği gibi; “nesnel koşular hazırdır, öznel koşulları hazırlamak gereklidir.”
Yıllarca elitist ve ikameci bakışla “sanat” faaliyeti yapanlar, kendi sınıflarına(burjuva) rağmen halk için emekçiler için sanat-tiyatro yapmaktadırlar, şiir okumaktadırlar. Otuz yıldır aynı şiirleri okumakta ısrarcıdırlar. Nazım, Can Baba şiirlerinden sonra, Sivas gibi toplumun yarasını konu almak yetmez, birde Marksizm’in “yeniden seçenek” (bizler için bu hiç değişmedi ama!) olunca “geriye dönen marx”, hem de isa gibi dönen bir Marks…
Dostlar Tiyatrosu bu ülkede adeta solun solcuların tek kabul görmüş tiyatrosu olarak lanse edilir. Eğer onlar (daha doğrusu o) bir konuyu sahneye çıkarırsa, solun o konuya sanattan bakışı budur, tartışılamaz. Nazım şiirleri öyle okunur, Can Baba böyle sevimli olur, Sivas Devlet Katliamı, belleklerde böyle kalmalıdır. Özer Çiller Çetesi”nin yargılanması gerektiği hiç paylaşılmaz misal, sistem çöktü Marks ve Marksizm seçenek mi oldu, gelsin “marx’ın dönüşü”…
Yemezler baylar; bu sizin sol gösterip sağ vurmalarınız, toplumsal bellek tahribatınız ve sınıf perspektifini dumura uğratmalarınız… Artık bu ideolojik bombardımanlarınızın bertaraf edilme zamanı gelmiştir. Şapka düşmüş kel görünmüştür. Medya ilişkileriniz adeta “kaya sen beni elle ben seni elleyeyim” düzeyindedir. Yoksa bu söz “salla” mıydı? Çok önemli değil, çünkü sallarken de ellemek zorundasınız.
Bu burjuva entelektüel duyarlığının zamanı tükendi. Çünkü sinemada, tiyatroda ve dahi sanatın birçok alanında artık işçi sınıfının emekçilerin kendi çocukları üretimler yapmakta. Üzgünüz adınıza, yemezler diyoruz kısaca. Alın o burjuva duyarlıklarını mümkün olan yerlerde kullanın. İsmet İnönü gibisiniz, bu ülkeye komünizm gerekirse de onu da biz getiririz diyorsunuz. Yemezler  “salon sosyalistleri”.  Sinemada, tiyatroda o aşağıladığınız sığ, cahil, yabancı dil bile bilmeyen ve batıyla entegrasyonunu tamamlayamamış “uşaklar” iş yapıyor. Ve o bütün “siyonist” ilişkilerinize rağmen seyrediliyor, tartışılıyor. Yerlerinizin sarsıldığının farkında mısınız, artık gerçekten hangi sınıfın mensubuysanız oradan konuşun, ahkam kesip işçilerin ezilenlerin kafasını karıştırmayın, diyeceğim ama o zaman aç kalırsınız.
Bu ideolojik bombardımanlarda boşa çıkarsanız eğer, sistemin size verdiği milyarlarca liralar boşa çıkar, anlamı kalmaz. Aslında size söylenecek pek bir şey yok kolluk kuvvetleri nasıl görevini yapıyorsa sizde görevinizi yapıyorsunuz.
Dördüncü kuvvet olarak basın; duymuyor, görmüyor ve konuşmuyor ama bu “üç maymun”u oynayanlar gündemi belirliyor. Kimin gündemini belirliyor, işçilerin emekçilerin ve ezilenlerin gündemi mi yoksa onların öncüleri aydın, devrimci kadrolarının mı gündemini belirliyor. Sol popülizm hastalığı maalesef bu yutturmacıların peşinden gitmektedir.
Burjuva medya’nın kösteğini görsek de, devrimci sol basın projeye sahip çıktı. Aslında burjuva medyada haber olmamamız doğal bir süreç, çünkü ne Canşenliği ne de Leman halen biat etmemiş, tövbekar olmamış kurumlardır. Bugün ciddi muhalefet merkezi haline gelmişlerdir. Daha önce de bu böyleydi ancak, gittikçe azaltılan hatta yok edilen muhalefet olunca, durum bu hale geldi. “Laz Marks” hazmı kolay bir proje değil, bunu biliyoruz.
Anadolu’nun diliyle Marksizm ve sınıf mücadelesi yeni bir dille toplum ve halkla bağını kuruyor ve “Laz Marks” ile Anadolu insanlarına, hamsi ve futbol gerçeği ile dokunuyoruz. Artık ele avuca sığmaz bir “Laz Marks Emice” var. İnsanların unuttukları ya da bilmedikleri konuları tartışıyor ve tartıştırıyoruz. Bunun etkilerini süreçte hep birlikte göreceğiz ama biz soldan hem de en soldan bakıyoruz hayata ve hep böyle bakmak istiyoruz.
Yıllarca sağcılaşarak böyle bir toplum ve insanlık yarattınız. Şimdide diyoruz ki solculaşalım; soldan, sosyalizmden siyaset ve tiyatro yapalım. Şimdi Marks zamanı ama onun hayat belgeseli değil, bugüne, ülkeye ve dünyaya yorumlar getiren “Laz Marks Emice” zamanı. Asıl olanın bilmek, anlamak değil, değiştirmektir diyen Marks zamanı… Yani yaşayan bir organizma zamanı…
Biz, bu yaşayan organizmayı yarattık birlikte. Çok sıcak, samimi ve yıllardır insanların duymadıkları sözleri yeniden yeniden konuşmaya ve konuşturmaya başladık. İçtenliğimiz bütün insanları etkiliyor ve etkilemeye de devam ediyor.
Kriz derinleştikçe bu oyun gerçek yerini daha çok bulmaya başlayacak. Anadolu’yu karış karış dolaşacak bu sunum bin kez, rakamla tekrar edeyim 1.000 kez, tekrarlanana kadar devam edecek.
Bu toprakların, Anadolu’nun gerçek sahipleri, işçiler, emekçiler, üretenler ve Laz, Kürt, Ermeni, Türk ve diğer halklar, bir ailenin ferdi gibi davranma zamanı geldi. Enternasyonalin kızıl bayrağını yükseltme zamanı geldi, diyoruz. Her insan üzerine düşen görevi yapmak zorundadır, sorumlulukla hareket etme zamanlarındayız. Yılgınlığa ve yorgunluğa düşmek yok…
“Siz da duymişsunuzdur, son zamanlarda kulağıma “Laz Marks’un söyledikleri artık hikaye oldi, tarihun soni celdi, ideoloji filan kalmadi...” gibi sözler geliyi...
Ula Petrus tıpaları, ula dolar manyaklari, ula pilaza kadavralari, ula sermaye kutavlari, kutav çöpek demektur oğa göre, ula pili bitmiş küresel enteller, ula Amerikan bezleri, ula kılçiğina siçtuğumun vicdansuzlari, haçan bi pokun bittuği yoktur, asıl şimdi başlayi...”
Biz sahada kalmaya devam ediyoruz, edeceğiz ve biliyoruz ki;
"Bu maçi alacağuk, başka yoli yok uşağum"

Haldun Açıksözlü
Canşenliği Oyuncuları
Genel Sanat Yönetmeni

Not; Bu da Ergenokon konusunda Laz Mars Emice’nin görüşleri;

“Aramuzda yabancu yok değil mi? Hayur canum bir soru soracağum da… İçimuzda Ergenokoncu var mı? Olabilir canum bir cün herkes ergenokuncu olacak bu gidişle. Misal ben her sabah kaltuğumda aynaya bakayrum acaba bucün ergenokoncu oldum mi diye, şimduluk olmamuşum ama olmayacağum anlamına celmeyi… Ha bunun içun uğraşayrum,  mesala evimin  bahçesunu beton ilen kaplattum ki çimse muyummat deposu bulamasun da… Benden size söylemesi herçes ha böyle tedbirler almalı ki önümüzdeki dalgalardan etkilenmesun. Son olarak deyrum çi; darbecileri önlerken çendileri darbe yapanlar, asıl darbeci, ressam kılığunda marmariste dolaşayi ya, ha onuda alunda cörelim gerçekten darbecilere karşumusunuz.
Uşaklar pacular hamsi yemeyu ihmal etmayun da, yoksa habu sahte darbe karşutlaru cörünen çakma demokrat, Suudi desteklu Amerikan bağumlu koloti kafalarun deduklaruna inanursunuz, benden soylemesu….”

< Önceki   Sonraki >