Search


Ana Menü
Anasayfa
Çocuk Tiyatrosu
Salon Oyunları
Sokak Tiyatrosu
Forum tiyatro
Drama
Tarihimiz
Özgür Kürsü
Festivaller
Yayınlarımız
Haberler
Linkler
İletişim
Arama
Haber Başlıkları
Basından
tv ve sinema
laz marks mayıs
laz marks yargılanıyor






Anasayfa arrow Salon Oyunları arrow oyunlarımız arrow laz marks güncesi

laz marks güncesi PDF Yazdır E-mail
Yazar Administrator   
Perşembe, 24 Eylül 2009

LAZ MARKS GÜNCESİ


Leman, Canşenliği ve Yılmaz Okumuş olarak bir yola koyulduk. Adı “LAZ MARS” olan bu projeyi en az üç yıl sürdüreceğiz diyoruz, soluğumuz yettiğince devam edeceğiz. Yılmaz’ın “LAZ KAPİTAL” yazılarını; “Laz Marks Emice” anlatımı yani sunumuyla ete-kemiğe, sese-soluğa ve dahi fotoğrafa bürünmesini sağladık. Bugün itibariyle tam 70 sunumu bitirdik. Bu aydan itibaren acısıyla tatlısıyla “Laz Marks Emice” hayaletinin dolaştığı her yerin güncesini sizlere ulaştırmaya çalışacağız. Bu yazı vesilesiyle, başta bu projenin yaratıcısı Yılmaz OKUMUŞ’a, projenin gerçekleşmesini sağlayan ve fondaki o güzel resmi çizen Tuncay AKGÜN’e, kostümü eksiksiz çizen Ermeni usta Artin’e, gömlekçimiz Hemşinli Mehmet ustaya, Lemanın ve bizim Ali Abimize, afiş çalışmasıyla Tanzer’e, çektiği fotoğraflarla Ercan’a, büyük organizatör-koordinatör Alper’e ve son olarak da ölümsüz delikanlı Karadeniz’in hırçın çocuğu Kazım Koyuncu’ya teşekkürler.  İsmini unuttuklarım hemen kızmasın gelecek ay onlara da teşekkür ederiz.


9 Ocak 2009
Aslında kısa sayılabilecek bir çalışmanın ardından, “Leman Kültür” de yapılan bir gala ile merhaba dedik bekleyenlere. Görücüye çıkmış kızlar gibi; gergin, vakur bir o kadar da telaşla başlayan serüven… Uzun soluklu olması dileğiyle çıktık yola, ha şunu da unutmamak gerek ki, medya gereken ilgi ve alakayı hiç göstermedi desek yeridir… Eksiklerimiz ve fazlalarımızla “kervan yolda düzülür” dedik ve başladı “Laz Marks Emice”nin macerası…


14 Ocak
 Muammer Karaca Tiyatrosu’nda sunumu tam olarak oynayacaktık, hafta sonu birkaç destek aldık ve çok konu hazırlamışız, onu fark ettik. Sunumu kısalttık ve yeni haliyle oynadık. Tıklım tıklım değildi salon, biletli ve davetli toplamı 150 katılımcıydı. Burun kıvıranlar olsa da artık sahnelerde Marksizm anlatılıyordu; “fitbol, hamsi, Fadime ve İdris” aracılığıyla. Kimileri için hazmı kolaylaştıran bir çalışma, kimileri içinse (örnekse, plaza kadavraları) hazmı zor bir çalışma oldu. Anlattıklarımız da öyle çok önemli şeyler değil canım “Türkiye Solu”nun her gün tartıştığı; artı değer, sermayedar, sömürü düzeni, meta, sosyalizm gibi şeyler…


21 Ocak
Yine Muammer Karaca Tiyatrosu’nda, gülmenin ciddi bir iş olduğu bilinciyle, Laz Marks anlattı hikâyelerini, gişe de kuyruk olmasa da, izdiham yaşanmasa da yola çıkmış kervan yalnız değildi. Solcu, sosyalist basındaki ilgi de gittikçe büyüyor… İzleyenler sorumluluk alıyor ve kervana katılıyor. Unutulan yoldaşlıklar hatırlanıyor. Laz Marks kervanına bugünlerde Aze ve Orçun da katılıyor, desteklerini esirgemiyorlar…
 
28 Ocak
Muammer Karaca Tiyatrosu’nda son sunum. Beyoğlu Belediyesi’ne ait olan salon artık bize verilmiyor, gerekçesinin ne olduğunu halen öğrenmedik ama bazı tahminlerimiz var tabii. Bu bahsi şimdilik bırakalım… Gelenlerin eğlendiği, güncel göndermelerle beslediğimiz sunumda içe sinmeyen, tamamlanmamışlık hissi veren ve kuru, yavan kalan bir şey var. Eksiklerimize rağmen, 100 katılımcının varlığıyla fotoğrafın güzel olduğunu ve sahada olup maça devam etmenin önemini fark ediyoruz…


3 Şubat
Oyun Atölyesi, Kadıköy Moda’da güzel bir salon. Emekle, akılla bezenmiş, her köşesinde özen, sevgi ve saygı var. Emeği, aklı ve parası geçen herkese teşekkürler. 100’e yakın katılımcıyla sunumu yaptık ve beşinci oyun oldu. Ancak çözemediğimiz şeyler var. Haftada bir oyunla çözemiyoruz ya da çözemiyorum… Seyirci büyütüyor çalışmayı giderek. Kulaktan kulağa yayılıyor. Gülüyor, fark ediyor, anlıyor ve payına düşeni alıyor. Küçücük Burjuva olma yolundakiler rahatsız olup tepki veriyor, olsun dostlar izleyip katkıda bulunmayı unutmuyor, eksiklerin tamamlanması için antenlerimiz açık her dostun söylediklerini saygıyla dinliyoruz.


12 Şubat
İşte şimdi oldu… Meğer Laz Marks Emice’nin yanına Kazım Koyuncu şarkıları gerekiyormuş. O güzelim ezgilerle insanlar coştu, dinlendi rahatladı ve hüzünlendi. “Laz Kapital” in ağır konuları bu şarkılarla iyice bir dinlendi. Yirmiye yakın liseli vardı ki hikâyelerin en çok onlar tadını çıkardılar. Pardon Selçuk ağabeyi (Selçuk Uluergüven) unutmayalım, hem güldü hem hüzünlendi bizimle. Ona ve ailesine o sıcak salonu yaptıkları için teşekkür ederiz. Bu salondaki sıcak coşku çok anlamlıydı… Eksikleri tamamlamamızda bize desteğini esirgemeyen Turgut Bağır’a da teşekkür ederiz. Büro emekçileri sendikası ve Aze’nin arkadaşları anlamlı coşkunun öznesi oldular. Sahalar da Laz Marks Hayaleti dolaşmaya devam ediyor.


25 Şubat
Duru Tiyatrosu’nda dostların ve TAKSAV’ın katılımıyla yüze yakın seyirci ile maça başladık. Bu arada burjuva basını haber yapma, TV’ye çıkarmak gibi bütün niyetlerini son anda erteliyordu. Sol basın dışında adeta sus pus oldu burjuva basını. Çok keyifli bir maç, oldu. Gülmenin ve komedinin nasıl olabileceği konusunda bir ders olmaya başladı tek kişilik sunumumuz… Liseli gençlerin Laz Kapital’i okumuş olmaları, akıl ve yürekleriyle katılmaları unutulmaz. Bir de Karadeniz’den gelen ve Demet hanımın (Duru Tiyatrosu’nun müdiresi) ilettiği katkı bizleri duygulandırdı. Bir kez daha anladık ki saha da olmak önemli. Az olabiliriz ama asla yalnız değiliz.


27 Şubat
İTÜ Maslak Kampusu… TKP’li öğrenciler yaptıkları etkinliğe “Laz Marks”ı da çağırdılar. Bizde bir sunum yaptık, 150’ye yakın katılımcı gence. Keyifli geçen sunumda gençler çok memnun kaldılar. Laz Marks Emicelerini çok sevdiler. Sunumun ardından söyleşi yaptık ve orada karşılıklı bir sohbet oldu. Soldan, en soldan gitme kararı aldığımız söyleşide, bir de uyarı aldık. Bir dostumuz; “’Trabzonspor’un oligarşi takımlarına karşı mücadelesinin yanındayız. Anadolu takımlarının, Adana’nın, Malatya’nın ya da Sivas’ın şampiyonluğunu da destekliyoruz’ diyorsunuz ya, buna benim bir eleştirim var. Sivas, katliam şehridir ve Sivas spor’un başarısı ile bunu unutturmaya çalışıyorlar. O anı yaşamış biri olarak sizin daha duyarlı olmanız gerekirdi ve Sivas’ın ismini bile söylememeliydiniz.” dedi. Biz de bu uyarıya hak verdik ve bu günden sonra; “Sivas” dememeye karar verdik…


3 Mart
Oyun Atölyesi’nde BES emekçileriyle yaptık maçı. Büro Emekçileri Sendikası şube başkanı Ahmet arkadaş sunumu izlemiş ve ayrıca öğrenciliğini de Trabzon’da yapınca projenin önemini daha iyi kavramış ve bütün arkadaşlarını toplamış, bu maç kaçmaz demiş; çünkü biliyormuş ki, oligarşinin takımlarına karşı “Laz Marks Emice” tek başına saha da gol atmaya çalışıyormuş. Endüstriyel futbola inat tribünleri dolduranların bilinciyle gelenler, büyük bir keyif ve bilinç aldılar. Ee biz de dolu tribünlere oynama hazzını yaşadık, daha ne olsun…


 


 


6 Mart
Kartal Sanat Tiyatrosu’nda iki seansla maçlara devam ettik. İlk seansta liseli gençlerle buluşuldu. TKP, gençlere yönelik bir çalışma yaparız dedi ama 200 beklerken 50 gençle karşılaştık. Tek yarıda tam 70 dakika soluksuz maçı izlediler, o gün anladık ki bu maç liselilerle buluşmalı ama nasıl?!… Günün ikinci maçında, Bir Umut Dernekleri ve TKP’liler destek vermişti, gişe seyircisiyle 100 katılımcıyla maçı yaptık. Kartallılar Laz Mark Emice’yi çok sevdiler. Kartal Sanat Tiyatrosu adına Nihat’a katkılardan dolayı teşekkür ediyoruz ve diyoruz ki, “Bekle bizi Kartal, yeniden, yeniden geleceğiz!”


7 Mart 
Barış İklimi Kültür Merkezi salonunda, neden, niye, niçin gibi soruları sormak zorunda olduğumuz bir maça çıktık. Gazi mahallesi gibi devrimcisi ve süreci yoğun bir yerde adeta tereciye tere satar konumuna geldik ki, onlar da haklılar demek durumundayız, ne diyelim. Gazilileri karşımıza almak doğru olmaz ama otuz kişi ile oynadığımız maç bizi üzdü; maça çıktık çıkmasına ama tatsızdı…
    
11 Mart
Ankara Ekin Kültür Merkezi… Yüz katılımcıyla yaptığımız bir maç daha... Birkaç dostun desteğiyle bir araya gelmiş Ankara’nın son insanları… Canşenliği’nin doğduğu topraklar artık kurak bir bozkır… Neyse ki Keçiören Ovacık halkı var… Haydar yoldaşın ve onların katkılarıyla Ankara semalarında Laz Marks Hayaleti dolaştı…


12 Mart
Ankara Ekin Kültür Merkezi… Memur sendikalarından birkaç destek alınsa da yine yüz katılımcıyla, bir araya geldik. Hemşinli dostların da katılımıyla özel ve güzel bir maç oldu ama yine şu gerçeği değiştiremedik: “Ankara Ankara götü kara, her bahtı kara İ. Melih Gökçek’ten medet umar!” Olmadı ama yine de uydurduk…


13 Mart
Aksaray Su Gösteri Merkezi… Aksaray Eğitim-Sen öncülüğünde yapılan çalışmada Laz Marks Emice buluştu yüzün üstünde insanla. Güldük, eğlendik ve sınıf bilinciyle soldan baktık dünyaya… Bu arada BES (Büro Emekçileri Sendikası) Bakırköy Şubesi’nden arkadaşlar da katkıda bulundular. Su Gösteri Merkezi tarihi bir mekân, bizim içinde anlamlı bir tarih. TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası)’ün eski salonu ve Sokak Tiyatrosu çalışmaları bu sahnede DİHT (Devrim İçin Hareket Tiyatrosu) tarafından başlatılmıştı. Sokak tiyatrosunu ülkemizde en uzun soluklu yapan bir tiyatro olarak, orada olmak anlamlıydı bizim için.  Oraya yeniden hayat verenlere teşekkürler. Laz Marks’ı anlamasa da anlamış gibi davrananlara da teşekkürler, her şeye rağmen…


14 Mart
Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi… Kadıköy’ün küçük ama şirin bu salonunda yüz elliye yakın katılımcıyla şimdiye kadar ki en uzun maçı yaptık. Laz Marks Emice’yi tam 120 dakika soluksuz izlediler. Sıcaktı, bunaltıcıydı, havasızdı ama kimse yerinden oynamadan sonuna kadar çakılıp kaldılar. Çok güzel bir katılımla herkes gülmenin ciddiyetini kavramıştı. Laz Kapital sunumu karşılığını buldu; tepki verdiler, güldüler ve hep beraber biriktirdik. Nazım Hikmet Kültür Merkezi çalışanlarının özenli davranışına teşekkürler, devamı gelecek diye bekliyoruz… Bu arada küresel ısınmayı da, bu sunumda hepimiz yeniden hatırladık…


20 Mart
Gebze Kültür KOOP Salonu… Laz Marks Emice’yi küçük ve mütevazı bir yerde ağırlamaya çalışsalar da sığmadı. Altmış katılımcının ancak sığabildiği salonda bir araya geldiğimiz Gebze’de, hep birlikte bu olmadı dedik. Sandalyelerin rahatsızlığı, konuların zorluğuna rağmen 70 dakika pür dikkat izlediler. Gebze olmadı sonuç itibarıyla ama en azında projenin ne olduğunu birileri anladı, gördü. Canşenliği’nin izlerinin olduğu her yerde bize sahip çıkanlara başta Hatice Hocaya teşekkür ederiz…


21 Mart
Bursa Nilüfer Belediyesi Uğur Mumcu Sahnesi… Bursa semalarında Laz Marks hayaleti dolaştı bugün. Nilüfer Belediyesi’nin katkılarıyla, iki seans da 250 katılımcıyla buluştuk. Laz Marks Emice, “Bugün 21 Mart. Bugüne, ister newroz, ister nevruz ya da yeni gün deyin, ister Hz. Ali’nin doğum günü olarak, ister özgürleşme olarak kutlayın. Ama unutmayın ki biz bu günü, “newroz piroz be!” olarak bildik ve bu vesile ile de yaşasın Kürt ve Türk halklarının bir arada yaşama bilincindeki kardeşliği!” dediğinde salondan güzel bir alkış koptu. Seyircilerin sunum sonunda “bunu kaçıranlar utansın” demeleri klasikleşti ve bir kez daha Bursa’ya geleceğimiz kesinleşti. Bin kez tekrarlayacağımız ve tam üç yıl sürecek bu projeye sahip çıkanlar gittikçe çoğalıyor.  Hakan, Nurcan ve Nova Dershanesi’nin kurucusu Canan Hoca’ya katkılarından dolayı plaket vermek istiyoruz ama veremiyoruz. Umarım vermiş kadar olmuşuzdur.


22 Mart
İzmir Kültür Merkezi… İzmir seçim telaşında, “kaptırmeyeceğiz” diyorlar İzmir’i… Denize düşmüşler baykala sarılıyorlar. Onların mitingi var bizim sunumuz; böyle olunca ne oluyor, olmuyor. Salon da kötü olunca ve de Karadenizliler hiç ilgilenmeyince ne oluyor, tam sekiz (rakamla 8) kişi var koltuklarda. Biz inat ettik oynadık, sunumu yaptık ama insaf be arkadaşlar… Bu hüsranın sorumlularını sıralama yapmadan yazıyorum: Apo, Hakan, Alper, Alp, Haydar ve diğerleri… Şapkalarını önlerine koyar ve düşünürler artık. Bu arada eski dostlarla bir araya geldik; fena olmadı her hal…


 


 


24 Mart
İzmir Konak Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi… İki gün öncenin sıkıntısıyla geldik salona. Bir baktık ki salon tıklım tıklım dolmuş. KESK’e bağlı sendikalar bir yandan, dostlar bir yandan, bir de kardeş tiyatro “KENTİN OYUNCULARI”  salonda yerlerini almışlar. İki saate yakın süren sunum ilgi ve alaka içerisinde dinlendi, izlendi. Herkes herhalde payına düşeni almıştır. Misal biz payımıza düşeni aldık ama şimdi açıklamayacağız. Üç beş kişi de olsa, Karadenizlilerin gelmiş olması da ilginçti tabii. Kolbastının çok sevildiği de söylenemez bu arada… Bu salonda oynamamızı sağlayan Konak Belediyesine teşekkürler.


31 Mart
Yaşam Radyo’da Birol Topaloğlu ile söyleşi… Güzel ve etkili bir söyleşi yaptık. Laz Marks projesini anlattık, neden Lazca konuşmadığımızı ve Karadeniz aksanıyla konuşmamızın gerekçesini anlattık. Bu konuda yaşadığımız bir anekdotu paylaştık. Sizlerle de paylaşalım. Bir tiyatronun gişesini bir seyircimiz arıyor ve soruyor: “Ben Laz Marks oyununu izlemek istiyorum ama Lazca bilmiyorum, acaba oyun sırasında alt yazı ya da üst yazı var mı?” Gişecimizde hemen bana dönüyor ve seyircinin sorusunu iletiyor. Ben de hem o seyirciye ve diğer seyircilere anlatıyorum; genel bir kanı olarak Karadenizlilerin tamamına biz Laz diyoruz ancak Lazlar, asıl olarak Rize’nin Pazar ilçesinde (eski adı Atina’dır ve Lazistan’ın başkentidir) yaşarlar. Pazar’dan Sarp sınırına kadar ki bütün ilçelerde Laz köyleri vardır ve onlar Lazca konuşurlar. Kürtçe, Arapça gibi ayrı bir dildir Lazca, yani aksanlı konuşma değildir. Ayrıca Karadeniz’de sadece Lazlar yoktur; Hemşinliler, Gürcüler, Çerkezler, Çepniler ve Müslüman Rumlar bulunmaktadır.” diyerek kısaca açıklıyorum konuyu… Bu açıklamanın ardından, radyolardaki ilk Lazca program yapıldı. Biz de bu vesileyle; ulusal kültüre, etnik değerlere evrensel olmak adına sahip çıkan Birol Topaloğlu’nu tanıdık. Önümüzdeki dönemde beraberliğimizin büyümesi dileğiyle, ayrıldık…

...devamı "Yeni Harman" dergisi ekim sayısında...

not; fotoğraflar için tıklayın(şimdilik)

http://www.facebook.com/home.php?ref=home#/photo_search.php?oid=9192628527&view=all

Son Yenileme ( Cuma, 09 Ekim 2009 )
Sonraki >