Search


Ana Menü
Anasayfa
Çocuk Tiyatrosu
Salon Oyunları
Sokak Tiyatrosu
Forum tiyatro
Drama
Tarihimiz
Özgür Kürsü
Festivaller
Yayınlarımız
Haberler
Linkler
İletişim
Arama
Haber Başlıkları
Basından
tv ve sinema
laz marks mayıs
laz marks yargılanıyor






Anasayfa arrow Salon Oyunları arrow oyunlarımız arrow İsyan Provaları I

İsyan Provaları I PDF Yazdır E-mail
Yazar Administrator   
Cuma, 07 Ekim 2005
Image

İSYAN PROVALARI
(sokak oyunları gösterimi)


 



MERHABA


Merhaba!

Hep merhaba dedik: Ankara gecekondularına, sokaklarına, Sarayköy halkına, Seydişehir Aleminyum fabrikası işçilerine, İzmir grevi yürüyüşçülerine,......

Şimdi de sizlere merhaba!

Evet... Biz bir avuç tiyatro emekçisi coşkularımız, enerjimiz ve dertlerimizle iki yıl önce düştük yollara.

Var olan tiyatrolar gibi seyircimizi ayağımıza bekleyecek kadar ne zamanımız vardı nede sabrımız.

Ocak 1991 de demiştik ki "tiyatro bir asalaktır." Seyircilerini bilet kocam olarak gören, gitgide yaratıdan ve en önemlisi izleyeninden özünden kopan her tiyatro bir asalaktır.

Oysa tiyatro yaşam kadar gerçek ve soluklu, düşlerimiz kadar da bizim olmalıydı. Kuru sözlere kulak asmadık. Her durumun, olayın, derdin farklı anlatım biçimleri vardı bize göre. Dans, hareket, kuklalar, kumaşlar ve kendi bedenimiz, tiyatro biçimimizi oluşturdu.

Alanlar, sokaklar, mahalle araları tiyatro mekanımız oldu. İki yıl gibi bir sürede on iki oyun ürettik. Her oyun kendine ve yerine özel oldu. Her oyun için önce insanları dinledik, sonra araştırdık. Kendi sözümüzü, derdimizi belirledik. Böylece ortaya çıkan özel oyunlarla seyircilerimizle daha çok devindik, daha çok kucaklaştık. Artık diyoruz, artık biz tiyatromuzu «asalak» olmaktan kurtardık.

Şimdi sokakta, alanlarda oynadığımız gösterilerimizi derledik ve "İsyan Provaları" adı altında oynuyoruz. Her biri sokaklarda insanıyla omuz omuza hayat bulmuş bu oyunları yeniden üretebilmek ve soluklandırabilmek için yürekten bir merhaba sesimize bir merhaba deyin!..

 
Image
"Gecekondu" Ağustos - Eylül 1991"Angaraya daha çok var mı?"


CANŞENLİĞİ OYUNCULARI

 

3 Ocak 91 -

Ekin Bağbozumundan Canşenliğine. Bildiri.

Var olan tiyatroların karşısındayız.

Şubat 91 -

"Yaşayan Tiyatro" paneli

Yaşayan Tiyatro düşüncesini oluşturma, yaygınlaştırma amaçlı.

Mart 91 -

Newroz 22 dakikalık bir sunu. İlk oyun.

Mayıs 91 -

"Herşey Dilince Güldü" çocuk oyunu.

Mayıs 91 -

Sarayköy!de "Sarayköy" adlı oyun oynandı.

5 Ağustos 91 -

Seydişehir'de Seydişehir'i anlatan "Seydişehir" isimli oyun alanda 1500 kişiye seslendi.

24 Ağustos 91 -

"Gecekondu" pilot bölge seçilen Keçiören ilçesinin gecekondularında Eylül ayına kadar oynandı.

7 Eylül 91 -

Tursan-Mersin işçileriyle dayanışma oyunu.

29 Eylül 91 -

"Seçim Oyunu" Seydişehir, Kayseri ve Bolu'da oynandı.

Şubat 92 -

zmir yürüyüşçülerine Ümitköy ve Polatlı'da iki oyun oynandı.

Mart 92 -

"Dağlara!...Ateşe!..."

Mayıs 92 -

Büyükşehir Belediye grevinde işçiler için nasıl grev sorusuna cevap arayan bir oyun.

Ağustos 92
"Umut" Nazım Hikmet'in şiirinden çıkan 50 dakikalık bir oyun.


Image
"Seydişehir" 4 Ağustos 1991

"Çağdaş sendika değil... Haklarını arıyan sendika istiyoruz.."



 

AYNUR GÜLMEZ: Dar toplumsal ilişkilerle şekillenen üretime yabancılaşmanın dört nala at koşturduğu seksen sonrasında, sürece tiyatro ile kafa tutan Canşenliğinin devinimiydi beni çeken. Sanat anlayışıydı, toplumsal kaygılarıydı.

ALİ TEKİN: Yaşamım boyunca sürekli kavga ve sürekli mücadele içerisinde oldum. Bu mücadeleyide çeşitli biçimlerde dile getirmeye çalıştım. İşte bunlardan birisi "Umut" dolu tiyatro.

CÜNEYT SEZER: Tiyatro sevgisiz, ümitsiz, mücadelesiz, direnmesiz, onursuz yapılamaz. Yaşamımızdan koparamayacağımız tiyatro eylemimizde bunlar temeldir. Canşenliği Oyuncuları bireyi olarak; sanatımızla eylemimizle onursuzlaştırılan, sevgisizleştirilen, ümitsizleştirilen yaşama başkaldırıyoruz. Sanatımız silahımızdır.

DENİZ SEVİNÇ: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenciyim, insana yakışır bir yaşam özlemi ile, Canşenliğinde üretiyor, savaşıyor ve paylaşıyorum.

ÇİĞDEM YAĞCI: 1970 Uşak doğumluyum. GÜGEF Müzik Eğitimi Bölümü'nü bitirdikten sonra A.Ü. Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünde yüksek lisans yapmaya başladım. Öğrenimimin yanısıra öğretmenlik yapmaktayım. Yeniye, güzele doğru, Canşenliği ile...

İBRAHİM YIKILMAZ: 1973 Ankara doğumluyum. Canşenliği ile bir yıldır birlikteyim. Bir tiyatro emekçisi olarak, tiyatroyu yaşam gibi görüyorum. Bu yüzden de "Yaşayan Tiyatro" hareketi içindeyim.

HADUN AÇIKSÖZLÜ: 1968'de Ankara'da doğdum. 1985'de tiyatroya başladım. 1989'da DTCF Tiyatro bölümüne girdim. Ocak 1990'da Ankara Ekin Tiyatrosu kuruluşundaydım. Ocak 1991'de Canşenliği'ne merhaba dedik... Hayatımda iki tutkum var. Biri dünyayı değiştirme diğeri tiyatro... Tutkularımı ve özlemlerimi Canşenliği'nde somutlamaya çalışıyorum. Dünyayı değiştirme ve tiyatro ortaklığımıza...

TÜLAY YONGACI ALBAK: 1967'de İzmir'de doğdum. D.E.Ü. G.S.F. Tiyatro bölümünde üç yıl okuduktan sonra Ankara'ya yerleştim. Canşenliği'nin yanısıra 3-6 yaş arası çocuklarla "Drama" çalışıyorum.

GAMZE DEMİRBİLEK: İstanbul... İzmir... Ankara... Bir yolculuktur yaşam. D.E.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi'nde yolculukla başladı tiyatro yaşamım. Bir yeri terkederek, birbaşka yerde Ankara'da bağbozumu yaptık bir kaç kişiyle. Şimdi şenlik yapıyoruz tiyatro ile...

MÜJDAT ALBAK: 1967 İzmir doğumluyum. D.E.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi'nde 3 yıl oyunculuk bölümünde eğitim aldım. Eğitim anlayışına tepki olarak ayrıldım. Tiyatronorm'da Georg Buchner'ir Woyzeck adlı oyununda oynadım. Ankara Ekin Tiyatrosu'nda Netekim adlı oyunla Türkiye'yi dolaştım. 1990'da D.T.C.F. Tiyatro bölümüne girdim. Ocak 1991'de Canşenliği'ni kurduk.
                                                         

Image 

   
                          "Umut" 7 Ağustos 1992

" İnsanlık ayaklarının altındaki ezilenleri görmeden çevirdi yüzünü yıldızlara"


UMUT


İnsanlık, göğe çevirse de yüzünü, yine sömürü var, yine işkence var, yine ırk ve cinsiyet ayrımı var, yine kıyım var yaşlı dünyamızda.

Öyleyse ne anlamı var ayaklar altında ezilenlere rağmen yıldızlara tırmanmanın. Umut nerede?

Nazım'ın "Umut" adlı şiirinden yola çıktık. Yöreye özgü oyunlardan farklı olarak, ilk kez bir metin kullandık.

Şiirin gözünden baktık geçmişe, binlerce yıllık insanlık tarihinde ezen ve ezilenleri gördük. Nasıl gelindi bu güne, bunu da "kule" ile somutlayarak ekledik. Oyunu yeniden kurarak şiiri aştık.

Nazım, şiirde yaşadığı günlerdeki çelişkiyi somutluyordu. 1958'lerin dünyasından bugüne çok az şey değişmiş ezilenler adına. Yine zenciler öldürülüyor, yine ihbarcılık revaçta, değişen oranlar ve biçimler. 58'leri anlatırken bazen bugüne getirdik, anıştırmalar yaptık...

Umut'da anlatılan herşeyi biliyorsunuz kuşkusuz.

Bilgi ile yaşantı arasında fark nedir. Ağlayanların olduğunu biliriz de, yanımızda biri ağlasa elimizi uzatmayız ona. Umut, bilinenleri yaşantı tadında sunuyor size. Ezilenle birlik olmanız amacımız. Umudun eyleme dönüşmesini, umutsuzluğun eyleme dönüşmesini istiyoruz.

Sahnelemede gerçeğe benzemeyen anlatımlar kullanıyoruz. Bu sahnelerde gerçek yaşamın gerçek tadını bulacaksınız yine de. Düşlerin bizi irkilmesi gibi. Düşlerdeki gerçek tadı gibi.

Oyunda kapkara bir fon var. Sadece boşluğu çevreliyor.

Ne büyük dekorlar göz alıcı, ne eşyalar var gözdoldurucu. Sadece boşluk ve insan dolaysız ilişki.

Salonun boşluğunda siz, biz, müzik aletleri ve sahne eşyaları var sadece. Size vereceğimiz yoğun bir yaşantı 50 dakika boyunca...


                                                     Image

GECEKONDU


Gecekondu oyunu Canşenliği'nin ilkesel ve sürece müdahale olarak seçtiği ilk üretimdir. Mart 91fden, Ağustos 91!e kadar süren araştırma ve provalardan sonra oyun oluşturulmuştur. Pilot bölge olarak seçtiğimiz Keçiören ilçesi gecekondu mahallelerinin sosyo ekonomik araştırması ve bizim ora insanı ile paylaşmak istediklerimizin çatışması teatral malzememizi oluşturdu. Ora insanı ile yapılan sohbetler, geliştirilen insani ilişkinin amacı ve ortak bir oyun yaratmaktı. Bu oyunumuz katılımcı tiyatro olarak yeni bir oluşumdur. Oyunun bugünkü hali, 24 Ağustos 1991fdeki ilk sergilenişinden 15 Eylül 1992'deki son sergilenişine kadar değişerek gelişti ve biçimlendi.

Gecekondu oyunu bugün üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm; göçerlerin köylerinden kalkıp kente gelme zorunlulukları, gelişleri ve varoşlarda büyük mücadelelerden sonra yerleşmelerini anlatmaktadır, ikinci bölüm; egemen yoz kültürün gecekondulunun oluşturduğu kültürel zenginliği parçalayıp bireyci kapitalizmin yozluğunu anlatmakta ve televizyon .çılgınlığını göstermektedir. Üçüncü bölüm; gecekonduların olması sorunludur önermesi, kapitalizmdeki eşitsiz gelişmenin bir yansıması olarak ortaya çıkmaktadır. Atakuleler, gecekondular sayesinde büyümekte ve iktidarın hanedanları oluşmaktadır.

Oyunun son sözü birlik olmanın zorundalığı ve kurtuluşun ancak buna bağlı olduğudur.




 

SEYDİŞEHİR

Canşenliği Oyuncuları varoluş nedenlerinden biri olarak belirlediği işçi oyunlarının ilk örneğidir Seydişehir. Oyunumuz 4 Ağustos 1991'de Seydişehir Ekonomik Kalkınma ve Kültür Bayramına davet edilmemiz nedeniyle hazırlandı. Bütün oyunlarımızda olduğu gibi nesnelliği yakalamamız ve bu noktadan yola çıkarak da oyunumuzu hazırlamamız temel çalışma yöntemlerimizden biridir. Seydişehir Fab-rikasındaki çalışma koşullarını, üretimin işleyişini, yaşadıkları grevleri, baskıları, sevinçleri oyunumuzu hazırlamadan önce gittik, gördük, yaşadık, dinledik. Elde ettiğimiz malzemeyle birlikte işçi sınıfının ortak sorunlarından temel olarak, oyunumuzu biçimledik.

Seydişehir'de binbeşyüz kişiyle beraber oynadığımız oyun 70 dakika sürdü. Fabrikanın kurulması ile harcanan emek, buna karşılık emeğin değersizleştirilmesi ve ödenen bedelin gösterilmesiyle başladı oyunumuz. On iki Eylül sonrası yaşanan sendikasızlaştırmayı ve sendikacıların burjuvazi ile yaptığı işbirliğini yansıladık. Buna karşılık sınıf sendikacılığını sergileyen bölümle devam ettik oyunumuza, işçi sınıfının, üretimden gelen gücünü fark etmedikçe ve bu gücü kullanmadıkça; emeğin karşılığını alamayacağını paylaştık oyunun sonunda.


GECEKONDU

Gecekondu oyunu Canşenliği'nin ilkesel ve sürece müdahale olarak seçtiği ilk üretimdir. Mart 91fden, Ağustos 91!e kadar süren araştırma ve provalardan sonra oyun oluşturulmuştur. Pilot bölge olarak seçtiğimiz Keçiören ilçesi gecekondu mahallelerinin sosyo ekonomik araştırması ve bizim ora insanı ile paylaşmak istediklerimizin çatışması teatral malzememizi oluşturdu. Ora insanı ile yapılan sohbetler, geliştirilen insani ilişkinin amacı ve ortak bir oyun yaratmaktı. Bu oyunumuz katılımcı tiyatro olarak yeni bir oluşumdur. Oyunun bugünkü hali, 24 Ağustos 1991fdeki ilk sergilenişinden 15 Eylül 1992'deki son sergilenişine kadar değişerek gelişti ve biçimlendi.

Gecekondu oyunu bugün üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm; göçerlerin köylerinden kalkıp kente gelme zorunlulukları, gelişleri ve varoşlarda büyük mücadelelerden sonra yerleşmelerini anlatmaktadır, ikinci bölüm; egemen yoz kültürün gecekondulunun oluşturduğu kültürel zenginliği parçalayıp bireyci kapitalizmin yozluğunu anlatmakta ve televizyon .çılgınlığını göstermektedir. Üçüncü bölüm; gecekonduların olması sorunludur önermesi, kapitalizmdeki eşitsiz gelişmenin bir yansıması olarak ortaya çıkmaktadır. Atakuleler, gecekondular sayesinde büyümekte ve iktidarın hanedanları oluşmaktadır.

Oyunun son sözü birlik olmanın zorundalığı ve kurtuluşun ancak buna bağlı olduğudur.


 

SEYDİŞEHİR


Canşenliği Oyuncuları varoluş nedenlerinden biri olarak belirlediği işçi oyunlarının ilk örneğidir Seydişehir. Oyunumuz 4 Ağustos 1991'de Seydişehir Ekonomik Kalkınma ve Kültür Bayramına davet edilmemiz nedeniyle hazırlandı. Bütün oyunlarımızda olduğu gibi nesnelliği yakalamamız ve bu noktadan yola çıkarak da oyunumuzu hazırlamamız temel çalışma yöntemlerimizden biridir. Seydişehir Fab-rikasındaki çalışma koşullarını, üretimin işleyişini, yaşadıkları grevleri, baskıları, sevinçleri oyunumuzu hazırlamadan önce gittik, gördük, yaşadık, dinledik. Elde ettiğimiz malzemeyle birlikte işçi sınıfının ortak sorunlarından temel olarak, oyunumuzu biçimledik.

Seydişehir'de binbeşyüz kişiyle beraber oynadığımız oyun 70 dakika sürdü. Fabrikanın kurulması ile harcanan emek, buna karşılık emeğin değersizleştirilmesi ve ödenen bedelin gösterilmesiyle başladı oyunumuz. On iki Eylül sonrası yaşanan sendikasızlaştırmayı ve sendikacıların burjuvazi ile yaptığı işbirliğini yansıladık. Buna karşılık sınıf sendikacılığını sergileyen bölümle devam ettik oyunumuza, işçi sınıfının, üretimden gelen gücünü fark etmedikçe ve bu gücü kullanmadıkça; emeğin karşılığını alamayacağını paylaştık oyunun sonunda.


                                                  Image

NEWROZ

Dağlara... Ateşe...

21 Mart 1990'da -Newroz Günü- Diyarbakır'da bir kız kendini yaktı.

Kürt halkı üzerindeki baskıları protesto ediyor.

"Newroz ateşi çalıçırpı ile değil, insan ateşi ile daha bir gür, daha bir güzel yanar."

Z. Alkan'ın incecik bedeninden bir bu kaldı geriye.

Bir de, "Ben bu işi bilerek ve isteyerek yaptım. Bu benim devlete ve düzene karşı tepkimdir."

Başkaldıran insanı selamlıyoruz Zekiye'de!...

Az ötede, diğer yanımızda da bir "halk" başkaldırıyor tarihin tozlu sayfalarına, kaderine, zulme... Başkaldırıyor, yüzyılların değişmeyen gerçeğine; ölüme.

Osiris'den bu yana ölüp ölüp - dinliyor insanlar. Yaşamın üreticileri, yaşamı taşıyanlar.

Bir halk artık ölümlerini, düğüne çevirerek yaşıyor, varlığını haykırıyor.

Selamlıyoruz....

Yüzyılların mirasıdır bize tiyatro, tıpkı yaşam gibi...

Ritüellerde paylaştı insanlar topluca ürettiklerini. Yeniden ürettiler birlikteliğin coşkusunu. Ritüellerde tazelendi toplumsal bellek, aktardılar deneyimlerini. Yeniden yön verdiler tarihsel sürece ritüellerde.

Bugün yaşam, başkaldırıdan ibaret, bir halk için. Başkaldırı ve ölümden ibaret...

Bugün ritüel budur. Birlikte yaşayabileceğimiz tek ritüel bu.

Tiyatro bir ritüel canlandırabilir yeniden.

İşte siz ve biz varız şu anda.

Selamlıyoruz...









Son Yenileme ( Pazar, 20 Ağustos 2006 )
< Önceki   Sonraki >