Search


Ana Menü
Anasayfa
Çocuk Tiyatrosu
Salon Oyunları
Sokak Tiyatrosu
Forum tiyatro
Drama
Tarihimiz
Özgür Kürsü
Festivaller
Yayınlarımız
Haberler
Linkler
İletişim
Arama
Haber Başlıkları
Basından
tv ve sinema
laz marks mayıs
laz marks yargılanıyor






Anasayfa arrow Sokak Tiyatrosu arrow Story Of Turkey

Story Of Turkey PDF Yazdır E-mail
Yazar Administrator   
Perşembe, 13 Ekim 2005

Image
STORY OF TURKEY"

ve 1 MAYIS 1996



1874'te Amerikan işçi sendikaları "8 saatlik iş günü hakkı" isteğiyle sanayi kentlerinde ilk büyük işçi eylemliliğini başlatırlar. 1884'te Uluslararası İşçiler Birliği ve Amerikan İşçi Federasyonu ortak eylem kararı alır ye işverene "8 saatlik iş günü"nü tanıması için ,1886 1 Mayısına kadar süre verirler.

1886'da Chicago'da gösteriler sırasında 4 işçi liderinin öldürülmesi sonucu 1889'da il. Enternasyonalin Paris'teki 1.Kongresinde 1 Mayıs günü "Uluslararası Gösteri Günü" olarak belirlenir.

Tarihe "Chicago Kurbanları" olarak geçen ölümsüzler, her 1 Mayıs günü anılır. Ve her 1 Mayıs günü dünya işçilerinin emekçilerinin, ezilen halkların birlik-mücadele-dayanışma günü olarak kabul edilir.

1886'da Chicago'da öldürülen 4 işçiden bu güne, hemen her 1 Mayıs burjuvazinin sınıfa karşı nefretini kustuğu yeni katliamlara sahne oldu. İşçi sınıfı en temel hakkı olan yaşam hakkını, emeğine sahip çıktığı ve insanca bir yaşam için taleplerini haykırdığı alanlarda yitirdi. 1886'nın "8 saatlik iş günü" sloganından 1996'ya yeni taleplerle alanları dolduran yüz binlere, ezenler yine katliamla karşılık verdiler.

Burjuvazi ve devletin sadık bekçileri, katiller yani, emekçilerin üzerine (aslında havaya açılmıştı!) ateş açtılar. Hakan Albayrak, Dursun Adabaş, Yalçın Levent, daha işçiler 1 Mayıs alanına girmeden katledildiler. Daha sonra gözaltına alınan Hakan Rençber gördüğü işkenceler nedeniyle, salıverildikten iki gün sonra, Ankara'da yaşamını yitirdi. 1996 1 Mayıs'ı 4 devrimcinin ölümü, onlarca yaralı, tutuklu ve İstanbul'daki mal zaiyatlarıyla son buldu.

Ankara'da sorunsuz, çatışmasız, sakince belki de fazlaca huzurlu geçen 1 Mayıs, Canşenliği Oyuncuları'nın gösterileriyle birlikte İstanbul - Ankara karşılaştırmalı haber konusu olarak yer aldı gazetelerde ve televizyonlarda.

"Story Of Turkey" pankartının ardında sıraladığımız tiplemeler; aslında burjuvazinin ve kendim tüketmiş, cılkı çıkmış devletin bir yansımasıyken medyanın görüntülerinde "aferin Ankara'ya" mesajlı bir karnaval saptırmasına dönüştürüldü.

Neyse ki Canşenliği'nin tavrıyla ve sınıf perspektifinden bakışı, algılayışıyla durduğu yeri bilen dostumuz ve düşmanlarımız bizim ne yapmak istediğimizi çok iyi kavradılar.

1993 1 Mayısında Pendik'te, "Seydişehir", 1994'te Ankara'da "İnsanlık Tarihi", 1995'te' İstanbul Kadıköy'de 'Tarih" oyunlarıyla işçilerin ve emekçilerin içinde yer aldı Canşenliği.

Bu yıl 1996 1 Mayısında, 2 ayrı gösteri hazırlığına girildiğinde, Canşenliği Oyuncularını çoğaltan, hazırlık süreçlerine ve gösterilere emek veren, tiyatrocu dostlarımız vardı yanımızda. Maskların, kuklaların yapımından, kostümlerin dikimine, marşların basımından, 1 Mayıs alanındaki gösterilere kadar, yüreği sevdayla çarpan bu güzel insanların, Canşenliği ile paylaştıkları sanatçı dayanışması sevinç vericiydi.

"Story Of Turkey" yazılı pankartın ardında sıralanan, egemenlerin iğrenç yüzlerini yansıtan tipler, hem kendi aralarında hem de alana giren emekçilerle kurdukları oyunlarla büyü^ etki yarattılar. Önde süslü bir taht arabasına oturttuğumuz klozet ve yüzlerine parlak mask geçirilmiş arabayı çeken işçiler; ardında Amerikan bayrağından dikilmiş takım elbisesi,, Noel Baba maskı ve sakat arabası (içinde iskelet, porno dergiler, futbol topu, eroin şırıngası, Coca Cola.. vb gibi her tür manuple aracı) ile Capmen yani Amerika, Pinokyo burnu, ardında kurma kolu, hep geri geri yürümesine neden olan paletleri ile bir siyasetçi Politîkyo; devletin faşizmini yansıtan kıllı kostümler içinde elinde büyük sopası(silahı), üç hilalli pazularıyla her fırsatta diğerlerine yalanıp uluyan Cop Cop; iğrendiren maskı, sarig], sopası ve gaz bidonuyia emekçilere saldıran, takunyalı Yakan Adam, cinsiyeti belirsiz, soytarı Medya Yavşağı; ardında çöp arabası ile kimyasal atıkları toplayan gaz maskeli, muşamba kostümlü işçiler.

Geçit alayını izleyen, Fransız devrimini anlatan kızıl bayrağ ile kadın savaşçı; beyazlar giymiş, türküleri, şiirleri ve çiçekleriyle 3 genç kız; hapishanesini sırtında taşıyan düşünce suçlusu; Zekiye Alkan'ı simgeleyen kızıllar içinde bir genç kız; faili malum; sargılar içinde bir öğrenci; Story Of Turkey'in ritmini veren müzisyenler; kortejin sağlıklı gidiş gelişini sağlayan, koordinasyon kuran insanlar; marşları dağıtanlar ve sıcaktan bunalmış Canşenliği'ne su yetiştiren bidonları elinde koşuşturan, güzel çocuk Yusuf. Ve ardımızda Tasasın 1 Mayıs. Canşenliği Oyuncuları" pankartı, dans eden kızıl bayraklılar.

1 Mayıs alanına giriş tamamlanıncaya kadar, geçit alayı devam etti. Alanda konuşmalar ve şiirlerden sonra dağılan işçileri, ikinci bir sürprizle karşıladı Canşenliği. İstanbul'dan gelen ölüm haberleri, alanda kısa süreli bir protestoyla karşılanıp dağılım başladığında, bizim söyleyecek sözümüz daha bitmemişti.

Kızıl bayraklar ve siyah kumaşlar, davul, zil, flüt eşliğinde ikinci gösteri İstanbul'daki ölümsüzlerin duyurusuyla başladı. Paris komünü, Fransız ihtilali, Ekim devrimi, Mustafa Suphi'lerin Karadeniz'e açılan gemisi, Tanya'nın haykırışlarıyla son buldu. "-Biz iki yüz milyonuz. Gidebilirim ben. Fakat gelecek bizimkiler, teslim olun vakit varken; duyuyorum nal seslerini geliyor bizimkiler"

Bizimkiler'in bir kısmı sessizce ve Kurban bayramı dönüşü ikinci bir bayramın da huzurluca seçmesinden memnun pankartlarını toplayıp evlerine dağılırken , bizimkilerin bir kısmı da İstanbul'daki ölümleri protesto ederek Kızılay'a doğru yürüyüşe geçtiler.

"Susma sustukça sıra sana gelecek" sloganıyla seyredenleri ve ruhları ölmüşleri yanma çağıranlar tek tek vurulup düşerken sıranın kendilerine gelmeyeceği güvencesinde(l) olanlara aslında şöyle demeliydiler."Korkma korktukça sıra sana gelecek."

1 Mayıs 1996'da Canşenliği Oyuncuları ile emekçilerin içinde yer alan sanatçı dostlarımıza bültenimiz yoluyla sevgilerimizi iletmek istiyoruz. "İşçi sanatçı el ele komünist bir dünyaya" sloganını yeniden paylaşmak için yüreklerinizi hiç soğutmayın. Burada Can Yücel'in "Aç" şiirinden bir kesit aktarmanın güzel olacağını düşünüyorum.

"Fırladığımız gibi bu TARİH denen sahneye AÇÇ? dediklerimizi biz kendi ellerimizle açaca'az!.."

O gün yakındır.

Antalya Finike'de küçük Berfin'in annesine söylediği gibi 


Son Yenileme ( Pazartesi, 21 Ağustos 2006 )
< Önceki   Sonraki >