
|

Search

|

|

|

|

Anasayfa Forum tiyatro Dünyadaki Uygulamalar Halkın Eğitiminde Tiyatro
|
Halkın Eğitiminde Tiyatro |
|
|
|
|
Yazar Administrator
|
|
Cumartesi, 15 Ekim 2005 |
Eğitim sadece okul çağı için gerekli ve zaruri olan bir olgu değildir. Toplumun bütün katmanları için sosyalleşmek ve mesleki açıdan etkinleşmek, beceri sahibi olmak için gereklidir. Her yaştan insan ve sınıfsal konum ve katman için gerekli ve hatta zorunlu olan eğitim süreci içerisinde bizce tiyatronun yeri çok önemlidir. Bizler bundan sonra sadece eğitim dediğimiz olguyu, eğitim süreci olarak adlandırmak istiyoruz. Çünkü eğitim bir sonuç değil bir süreçtir. Yani yapma ve üretme, hatta yaratma sürecidir. İşte bu nedenle de tiyatro mutlaka eğitim sürecinin içinde yer almak zorundadır.
Dünya ve ülkemizde eğitimde tiyatro ve drama uygulanmaktadır. Özellikle okul çağı insanına, onun yetkinleşmesi ve sosyalleşmesi için drama artık zorunluluk bile olmuştur diyebiliriz. Bu gerçeklik sizinde bildiğiniz gibi Mili Eğitim Bakanlığı tarafından da fark edilmiştir. Birkaç yıldır acemi, sığ ve yanlış uygumlalar yapılsan da yinede sonuçta, dramanın eğitime girmiş olması bir başarı sayılabilir. Ancak bundan seksen yıl önce eğitimde tiyatronun kullanılması için çok önemli çalışmalar yapan ve her nasılsa bu çalışmaları görmezlikten gelinen Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu’nu anmalıyız ve gecikmiş bu başarının da çok da önemli olmadığını belirtmekte fayda var. Nasıl ki gecikmiş adalet, adalet değilse; geç kalmış göstermelik çalışmalarda çok kayda değer değilmiş gibi geliyor bizlere. Bizler eğitimde tiyatrodan yararlanılsın derken çocukların başına yeni bir ders bela edilsin diye düşünmemiştik. Matematik, tarih, hayat bilgisi gibi derslerin işlenişinde dramadan, tiyatrodan yararlanılsın istemiştik.
Halkın eğitiminde tiyatro, hem ülkemizde hem de dünyada uygulanmaktadır. Ülkemizde geçmişte yine uygulamacı olarak Baltacıoğlu’nu görüyoruz. Günümüzde ise Augusto Boal’i görüyoruz. Bizler Canşenliği Oyuncuları olarak da 1991 yılından günümüze halkın eğitiminde tiyatroyu uygulamaya çalışıyoruz. A.Boal “EZİLENLERİN TİYATROSU” çalışmasında, kuramlaştırmaya çalıştığı ve adına “EZİLENLERİN POETİKASI” dediği, uygulama ve teorik açılım içerisindedir. Birlikte çalıştığı ve bir pedagog olan Paulo Freeire ile birlikte ezilenlerin eğitiminde önemli çalışmalar yapmaktadırlar. Biri tiyatrocu diğeri pedagog olan bu iki uygulamacı Marksist dünya görüşleri doğrultusunda eğitim ve tiyatroyu yeniden tanımlamaya çalışmışlardır. Eğitim onlar için ezilenlerin özgürleşmesi sürecinde zorunludur. Bu zorunlu süreç farklı dünya görüşleri nedeniyle egemen eğitim anlayışından çok uzak ve değişik önermeler içerisindedir. Öncelikle eğitimi bir bilgilenme süreci olarak kabul edersek diyorlar, bilginin statik olmadığını ve sürekli değiştiğini kabul etmeliyiz. Değişimin bu zorunlu ön kabulünden sonra, mutlak doğrunun olmadığını ve öğreteninde öğreneninde eğitim sürecinde bilgiyi yeniden yarattıklarını görüyoruz. Eğitim bu anlamıyla bir tecrübe oluyor, tıpkı yaşantı gibi. Bizler bu yüzden “Eğitim Süreci” olarak adlandırıyoruz bu çalışmaları. Eğitim sürecinde öğrenenin pasif olduğu ve nesne olarak görüldüğü egemen eğitim sistemini tam tersi, öğrenenin aktif olduğu ve özneleştiği bir eğitim sürecini öneriyorlar. A.Boal bu görüşlerle tiyatro çalışmalarını da yönlendiriyor ve “artık sadece seyreden, onaylayan ya da eleştiren ve belirli yargılarda bulunan seyirci değil, bizim tiyatronun seyircisi katılan, oynayan ve değiştirip yönlendiren seyircidir.” Bu tanımlamalar ve açılımlar haklı olarak hepimizin aklına yaratıcı drama etkinliklerini getiriyor.Halkın dil öğreniminden, kendi sınıfsal ve cinsel ezilmişliğinin bilincine varması ve kurtuluşun nasıl olabileceğinin olduğu çalışmalar Latin Amerika’da ve daha sonra bu iki uygulamacı tarafından Avrupa’da hayata geçirilmiştir. Bugün bu uygulamalar ülkemiz gerçekliğinde çok zorunludur ve kendisini ihtiyaç olarak göstermektedir.
Ülkemizde yıllar önce uygulamalar yapan Baltacıoğlu; “Eğitim bir öğrenme değil bir tecrübe olmalıdır ve hatta halkın eğitiminde en önemli şey budur. Amaç bir şeyler öğretmek değil, çağın üretimsel ve yaratımsal koşullarına uymak ve hem de uydurmak anlamında, yaratma becerisini geliştirmek gereklidir.” Diyor. Bunun içinde halkın eğitiminde, tiyatro bu tarz bir insanın yaratılmasında önemli ip uçları vermektedir. Tiyatronun doğaçlamacı zenginliği, yaratıcı kılmaktadır insanları. Onun bir aktör olarak tiyatroda yer alması aynı zamanda günlük hayatın içinde yer alması gerektiği konumu imgelemektedir. Bu düşüncelerle özellikle halk evlerinde çeşitli çalışmalar yapmıştır Baltacıoğlu: “Halkevlerinde tiyatro bir eğitim işidir. Bu anlayışla halkevlerindeki tiyatro faaliyeti herhangi faaliyetten ayrılır. Halkevi bir piyesin başarılmasından önce oyuncuların artistik teşekkülünü göz önünde bulundurmak zorundadır. Burası seçkinlerin, olgunların gösteri yeri değil, toyların emekleme, çabalama yeridir. Onun için piyesin başarısından önce aktörlerin cesaretini, teşebbüsünü, yaratıcılığını kamçılamak gerekir.” Burada belirttiği gibi tiyatro bir eğitim aracı olarak halkın eğitiminde kullanılmalıdır. Baltacıoğlu eğitim sürecini ikiye ayırmaktadır: bir, insanı sosyalleştiren ve toplumuna uyum sağlatan eğitim,yani birleştirici eğitim, iki, ayrıştıran yani mesleki açıdan profesyonelleştiren sonuçta ayrıştıran eğitim. Bu iki katmanda da tiyatroya çok önemli görevler misyonlar yüklemektedir. Bugünün dünyasından baktığımızda bu görüşlerin geçerliliği tartışma götürmezdir. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı dünyamızda ve ülkemizde, değişimi baz alan eğitim anlayışı öne çıkmaktadır. Bu nedenle ister tiyatro deyin ister drama, mutla insanın eğitim sürecinde yer almalıdır.
Halkın eğitim sürecinde tiyatro önemli bir araç olmaktadır. Bu belirleme ile halkın giderek toplumun, belirli sınıf ve katmanlardan oluştuğunu bilmekteyiz. Bu nedenle de bütün bir halktan bahsedemeyiz. Ayrı yaşayış inanç ve etnik kökenleri, cinsiyet ve yaş farklılıkları ortadır. Kültürel farklılıklar ve bölgesel farklılıklar da mevcuttur. Bütün bu katmanlara, yani yönetim erki dışında olanlara P. Freire “EZİLENLER” diyor. Bizlerde bu tanımlamayı doğru buluyoruz. İşte bu ezilenlerin eğitim sürecinde tiyatro bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaptığımız çalışmalarda ezilenlerle eğitim sürecinde tiyatroyu uyguladık. Halkı ezilenler olarak yeniden tanımladığımızda önümüze düşen görev bu ezilmiş, dışlanmış, yok sayılmış, hor görülmüş, tacize ve şiddete maruz kalmış insanların dünyayı değiştirme, yeniden yaratma bilinciyle örgütlenmeleri için tiyatroyu önemli bir araç olarak görmekteyiz Hepimizin de bildiği gibi, ülkemizde insanlar ırkından, dininden, cinsiyetinden, etnik kökeninden dolayı hor görülmektedir. Bu durum sınıflı toplumların bir sonucudur. İşçilerin, üretenlerin sömürüsü ve küçük bir azınlığın yönetimi üzerine kurulu bu düzende, toplumun bütün katmanları sömürüden payını almaktadır. Toplumun güçsüz bırakılmış katmanları olan çocuklar, gençler ve kadınlar bu zor uygulamalarına maruz kalmaktadırlar. Bizler bu insanların eğitim sürecinde tiyatroyu uygulamaya çalıştık. Kadın örgütlenmelerinde kimi zaman köyde kadınlarla ve sendikalı çalışan kadınlarla, onların sorunlarını tiyatro aracılığıyla yeniden tartıştık ve çözümler üretmeye çalıştık. Kendi bilgilenme ve sosyalleşip bilinçlenme çalışmalarını tiyatro faaliyetleriyle hayata geçirdiler. Bizler onlara yol gösterici lider olarak yardımcı olmaya çalıştık. Halkımızın, özellikle ezenlerin dumura uğrattığı bilinçleri (çevre bilinci, tarih bilinci, hür düşünme bilinci, insan hakları bilinci, birlikte yaşama bilinci gibi9 yeniden oluşturulması için onlarla tiyatro çalışmaları yaptık. Tiyatronun o sorgulayıcı, şüpheci yanıyla birlikte tez-antitez ve sonuçta senteze varan sürecini bu çalışmalarda öne çıkardık. Bu çalışmalar kendi başına düşünebilen, toplum karşısında rahat konuşabilen ve ne istediğini bilen, kendini tanımlayan ve tanıyan insanların oluşmasını sağladı. Gelecek toplumun, yaratıcı düşünen kendi mesleğinde başarılı, neyi neden yaptığını bilen insanlardan kurulu olmasını istiyorsak “Halkın Eğitim Süreci”nde tiyatrodan vaz geçemeyiz.
Eğitim sürecinde tiyatro uygulamamız genellikle Forum Tiyatro başlığı altında olmaktadır. Bu uygulamalarımızdan bir örnek anlatalım; “8 Mart dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Harb-iş sendikasının düzenlediği eğitim çalışmasında bizlerde bir etkinlikle katıldık. Etkinliğimizin bir bölümünü Forum Tiyatro olarak belirlemiştik. Birkaç oyuncu alanda yerimizi aldık. Katılımcılarla birlikte konuyu belirledik, günün anlam ve ehemmiyeti doğrultusunda “çalışan kadının aile içindeki yeri” oldu. Aile içindeki insanlarda katılımcılar tarafında belirlendi . Çalışan kadın sendikada ve hayatın içinde aktif olmak isteyen bir tipti, evin erkeği ise solcu demokrat, ancak pasif ve biraz yorulmuş, annesi ile karısı arasında ezilen ve çaresiz kalan bir tipti, çocuklar ve babaanne aileyi tamamlıyordu. Aile içindeki kadının kendi konumunu değiştirmeye çalışırken yaşadığı sıkıntıların, problemlerin açığa çıkması ve bunlara çözüm aramaya dönüşen Forum Tiyatromuz kadınların aktif olarak oyunun içine katılmaları ve problemleri çözmeye çalışmalarıyla ilerledi. Ailenin yıkımına kadar giden oyunumuz, onu ısrarla kurtarmaya çalışanların çabasıyla bir çok bölüm yeniden yeniden oynandı. Çözüme varılan yerde aktif olan kadının yanında erkeğinde kendini değiştirmek zorunda olduğu açığa çıktı. Üç yüz katılımcının olduğu etkinliğimizde sanırım hemen her kadın oyuna katıldı ve değiştirmeye çalıştı, değiştirdi biçimledi. Sonunda hepimizin ortalaştığı bir nokta vardı; Kadının Özgürleşmesi her ne olursa olsun kadının elindedir ve imkansız değildir. Yeter ki kadın özgürlüğünün kendi elinde olduğunu bilinciyle hareket etsin.”
Bu tarz uygulamaların özellikle eğitimcilerin katılmasıyla bu anlamdaki mesleki tıkanıklıklarını çözebileceklerini düşündüğümüzden onlarla birlikte forum tiyatro uygulamaları yaptık. Eğitimde dramayı kumlayı isteyen eğitmenlerin tiyatro bilgisizlikleri ve yetersizliklerinden dolayı, onlarla belirli çalışmalar yapmak zorunludur. Çünkü bizce tiyatro bilmeyenin tiyatroyu eğitim alanında kullanması mümkün değildir. Eğitimcilerimiz bu konuda vasıfsız ve basiretsiz kalmaktadırlar. Bu nedenle acilen onların tiyatro konusunda eğitilmeleri bir zorunluluktur.
Toplumun ortak yaşam kültürünün yaratıcısı halk olduğu için; oyun giderek tiyatro yeni bir dünya ve onun ilişkiler sinsilesinde önemli bir yere sahiptir. Toplumun yeniden inşası sürecinde görev alacak halkın, eğitim sürecinde tiyatro yer almak zorundadır. Tıpkı toplumsal yaşantının kültürün oluşumunda, ilkellerin vaz geçemediği oyun gibi, çağımız toplumunda eğitim alanında tiyatro yer almak zorundadır.
Haldun AÇIKSÖZLÜ
Mayıs 2000
|
|
Son Yenileme ( Pazar, 12 Ekim 2008 )
|
|

|

|

|

|

|